Yazılar
Kadin eve
gelen kocasina dedi ki:
-Son yillardaki basagrilarim gecti artik
biliyor musun??
-Angie beni bir hipnotizma uzmanina goturdu. O
da bana, ayna karsisina gecip kendi kendime "Benim basim agrimiyor... .
benim basim agrimiyor.." dememi soyledi.. Ise yaradi inanirmisin? ? Artik
basim agrimiyor... .
-Aslinda... Kusura bakma ama....sen de son
zamanlarda yataktaki performansin konusunda onunla gorussen ... belki ise
yarayacak bir seyler soyler!!!
Adamin
keyfi kacar ama, karisindaki sonuc orada!!! Randevusunun akabinde
adam eve gelir, hemen soyunur, karisini yataga tasiyip
:
_"Sakin kipirdama, geliyorum" dedikten sonra banyoya girer. Birkac dakikada cikip yataga
gelir ve karisinin uzun zamandir ozlemini cektigi sekilde sevisirler.
-Karisi
der ki: "Woooww
bu ne boyle??"
Adam : "Sakin kipirdama,
geliyorum" dedikten sonra tekrar banyoya girer,
cikar ve .. bu sefer ilkinden de iyi bir ask
yasarlar.
-Karisi goklerde
dolasmaktadir: Vay
canina!! ...Askim, sen harikalar yaratiyorsun! !!
Adam : "Sakin kipirdama,
geliyorum" dedikten sonra tekrar banyoya girer..
ama bu sefer kadin huylanmistir. . arkasindan takip edip, gozunu banyo
kapisinin deligine dayayinca ne gorsun??? Kocasi aynanin karsisina
dikilmis soyle tekrarlamaktadir:
_Bu
benim karim degil.... bu benim karim degil.....
İnce uzun penise karşı, kısa
kalın penisin daha iyi olduğunu iddia
eden iki hayat kadını amansız bir kavgadan sonra hakim karşısına
çıkarlar.
Her iki tarafı dinleyen hakim karar için davayı ileri bir tarihe atar.
Sorunu bir türlü çözemeyen hakimin gecesi gündüzüne karışmıştır.
Bildiği bütün kitapları tekrar tekrar araştıran hakimin bitkin halini
gören karısı yardımcı olup olmayacağını sorar kocasına. Karısına bir iki
defa kendisini ilgilendirmediğini söylemesine rağmen sonunda dayanamaz ve
içinde olduğu problemi karısıyla paylaşır.
Karısı çok sakin bir edayla kocacım kafanı yorduğun şeye bak ;
-'Ne ince uzun olanı, ne de kalın kısa olanı; önemli olan içinde çok
kalanı' der.
Hakimin yüz ifadesinde artık rahatlık belirtileri görünmüştür.
Dava günü
geldiğinde taraflar tekrar dinlenir, yine bir sürü gürültü kopar, hakim
bağırarak,
-Yeter artık ne ince uzun olanı, ne de kalın kısa olanı ; önemli olan
içinde çok kalanı' der.
Dava düşer, hakim mutludur ancak hanımlardan biri çıkışta yanına
gelir, hakimi tebrik eder ve....
-'Hakim bey, bu cevabı hangi orospudan öğrendin???!!!
- Selam, benim adım Wanda .
- Selam, benimki de Slyvia,
sen
nasıl öldün?
- Donarak öldüm.
- Ne kadar korkunç.
- Yok o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve
uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ö lüm.
- Peki sen nasıl öldün?
- Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş
üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başına
televizyon seyreder halde buldum.
- Sonra ne oldu?
- Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi aramaya
başladım. Çatıyı, yatakların altını her yeri aradım fakat bulamadım.
Ararken aşırı yorulmuşum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
- Ah be güzelim bir de derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de
yaşıyor olacaktık.
> Doktorun biri yeni
birmuayene açmış. Kapıya yazmış...'Vizite
> ücreti 100 Dolar. İyileştirmediğimiz hastaya beş mislini geri
veriyoruz...'
> Vizite pahalı ama, doktor gerçekten doktor...Her gelen hasta iyileşip
> gidiyor...Doktorun ünü her geçen gün artıyormuş... Uyanığın biri
doktora
> gidecek, iyileşmeyecek ve beş misli parayı geri alacak ya, kapıyı
> çalmış...'Doktor! Ağzımın tadı hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir
şeyin
> tadını alamıyorum...'Doktor... Adama şöyle bir bakmış, hemşireye
seslenmiş:'
> Hemşire hanım! Sekiz numaralı kutuyu getirin'Hemşire adama uzatmış
kutuyu,
> adam, bir kaşık içindekinden yemiş ve anında tükürmüş...'Ama Bu
bok!!!!!'
> Doktor sakin, 'Evet! İyileştiniz. Tad alıyorsunuz artık..'Adam,
parayı
> ödemiş sinirleri tepesinde gitmiş... Aradan birkaç ay geçmiş. büyük
bir
> hırsla yeniden kapısına dayanmış doktorun...'Doktor bey, ben de
hafıza kaybı
> başladı... Herşeyi unutuyorum...!' Doktor, adama şöyle bir bakmış
yine,
> hemşireye dönmüş, 'Kızım, sekiz numaralı kutuyu getirir misin?'
demiş.Adam,
> hemen itiraz etmiş, 'Ama, o kutuda bok var!'... Doktor, 'Doğru!
Bakın,
> hafızanız da yerine geldi!....' Adam, ağlamaklı, hırsla ödemiş parayı
çıkmış
> dışarı...Kurmuş da kurmuş intikam planlarını... Birkaç ay sonra..'
Doktor!
> Ben de iktidarsızlık başladı... Durumum kötü, hiçbir şey
> yapamıyorum...'Doktor adamı gözüyle şöyle bir inceleyip, 'Hemşire
hanım
> sekiz numaralı kutuyu getirir misin' diye seslenince, adam, tüm
> hırsıyla,'S.kecem, seni de sekiz numaralı kutunu da...' diye
> bağırmış..Doktor gayet sakin, 'Geçmiş olsun! Artık
> yapabiliyorsunuz!!!!!!!!!'
04 Mart 2009
00:19 |
ugurlab |
0 yorum
| etiket:
aids
,
alzheimer
,
test telefon sesi.....
-alo buyrun?
-emel hanim?
-evet efem buyrun.
-emel karakas di mi??
-evet efem.
-hanfendi,
burasi .. laboratuvari. esinizin test sonucu geldi ancak ayni isimde
bir beyin daha sonucu var elimde ve acik konusmak gerekirse hangisi
daha kotu bilemiyorum! !!
-ne demek istiyorsunuz?
-valla biri alzaymer digeri aids!
-bi daha yaptirsak testi?
-hanfendi biliyorsunuz bunlar pahalli testler,sigorta odemez ikinci testi!
-n'apcaz o zaman?
-bakin biz burada dusunduk soyle bi fikir geldi aklimiza:
kocanizi bindirin arabaya, sehrin ortasinda biyerde birakin...
evi bulursa sakin bi daha onla yatmayin!!
04 Mart 2009
00:14 |
ugurlab |
0 yorum
| etiket:
aşk
,
kahve
,
kız
,
mektup
,
tuz Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız
parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık
gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun
bu
hali kızın da huzurunu kaçırdı...
"Ben artık gideyim" demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu
çağırdı.
"Bana biraz tuz getirir misiniz" dedi. "Kahveme koymak için."
Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz!
Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.
Kız, merakla "Garip bir ağız tadınız var." dedi.. Delikanlı anlattı:
"Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde
oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu
tatla
büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o
tuzlu
tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
Onları ve evimi öyle özlüyorum ki..."
Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız
dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...
O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak. Ve
de
bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
Buluşmaya
devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi.
Ve
de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa
prensine
içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu... Onun böyle sevdiğini biliyordu
çünkü...
40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. "Ölümümden sonra aç" diye bir
mektup
bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında;
"Sevgilim, bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan
üzerine
kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim..
Tuzlu kahvede.
İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken 'Tuz' çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...
İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat. Ama seni
tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık
duymadan. Seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve
bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu
daha
tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da..."
Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
birgün biri, kadına "Tuzlu kahve nasıl bir şey?" diye soracak oldu..
Gözleri nemlendi kadının...
Çok tatlı!.. dedi...
04 Mart 2009
00:09 |
ugurlab |
0 yorum
| etiket:
at
,
bir
,
erkek
,
iki
,
kadın
,
tavsiye
,
üç
Kahvede sohbet eden adama arkadaşları:
''Senin Aile yaşantına hayranız, eşin ve
çocuklarınla çok mutlu bir yaşantın var. Karının bir dediğini iki
etmiyorsun. Bu mutluluğunun sırrını bize de anlat yoksa pısırık olduğunu
düşüneceğiz.'' derler.
''Kısaca anlatayım ...'' der
adam.
''Düğünümüz bittikten sonra karım kendi atına, ben de
kendi atıma bindik, evimize doğru gidiyoruz.
Benim bindiğim atın ayağı takıldı ve sendeledi.
Karım eğildi ve benim atıma 'Bir' dedi.
Biraz daha ilerledik ve benim atımın ayağı tekrar
takılıp tökezlediği zaman, eşim tekrar eğilip atıma 'İki' dedi.
Az sonra atım tekrar aynı şekilde tökezleyince eşima
atından indi ve at'a 'Üç' dedi ve çeyizinden tabancasını çıkartıp atımı
alnından vurdu.
Ben şok olmuştum ...
Eşime bir hışımla çıkıştım ''Yazık değil mi ata,
neden vurdun kadın, manyak mısın sen?'' diye bağırdım
...
Karım arkasını döndü ve bana 'Bir' dedi.
Ve o günden sonra karımın bir dediğini iki
etmedim
Zevkli bir kadına rastlarsanız zevkiniz,
Bilgili bir kadına rastlarsanız bilginiz,
Zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir.
Hayat kat kattır,
Babil'in asma bahçeleri gibi
teraslar halinde yükselir.
Bir terastan
bir terasa sizi kadınlar götürür.Ve,
bugün durduğunuz teras,
seyrettiğiniz manzara,gördüğünüz hayat,
yanınızdaki kadının terası,manzarası,hayatıdır..,
Hayatınız seçtiğiniz kadındır.
03 Mart 2009
23:31 |
ugurlab |
0 yorum
| etiket:
banka
,
elden
,
kadın
,
temel
,
çek 
))
Temel sehirlerarasi seyahatinde treni tercih etmis ve
yatakli olan kompartmana yerlesmis. Az sonra kompartmana cok guzel bir
kadin gelmis ve tanismislar. Kadin bankada calisiyormus. Uzun bir
sohbetten sonra gece olmus ve yatmak uzere kompartmandaki ranzayi
acmislar. Kadin ust kata, Temelde alt kata yerlesmis. Yatmalarindan 10
dakika sonra kadin pijamasinin ustunu cikartip yere atmis. Temel bunu
gorunce kadinin kendisinden birseyler bekledigini dusunerek kadinin
yatagina alttan hafifce vurarak:
- 'Handan Hanım'
- 'Buyrun Temel bey'
- 'Bankanin kapilari acildi mi acaba?'
- 'Ne munasebet Temel bey teessuf ederim, bu davranisiniz cok cirkin'
- 'Ozur dilerim Handan Hanım ben sanmistim ki ... !!!'
Yaklasik on dakika sonra kadin pijamasinin altini cikarmis ve yeniden yere
atmis. Temel bunu gorunce cildiracak gibi olmus ve kendini tutamayarak
yeniden kadinin yatagina hafifce vurmus.
- 'Handan Hanım'
- 'Buyrun Temel bey'
- 'Bankanin kapilari acildi mi acaba?'
- 'Temel bey lutfen kendinize gelin, cok ayip.'
Temel olanlar karsinsinda cok zor durumdaymis ama dayanacak durumda da
degilmis. Yine de sabretmis ancak 5 dakika sonra kadin bu defa camasirinin
ustunu cikarmis ve atmis. Sabredemeyecek durumda olan Temel yeniden
ranzaya vurarak:
- 'Handan Hanım'
- 'Buyrun Temel bey'
- 'Bankanin kapilari acildi mi acaba?'
- 'Temel bey bu son olsun lutfen, bir daha ayni sey olursa guvenligi
cagiracagim.'
Temel buyuk bir hayalkirkligi ile yeniden yatmis. 5 dakika sonra kadin
camasirinin altini cikartip yere atmis ve bu defa kadinda istekliymis ama
aradan 10 dakika gecmesine ragmen Temelden ses gelmeyince uyudugunu
sanarak endiselenmis ve dayanamayarak seslenmis:
- 'Temel Bey'
- 'Buyrun Handan Hanım'
- 'Temel Bey bankanin kapilari acildi da !!!'
- 'Gerek kalmadi Handan Hanım, biz çeki elden bozdurduk !!!
03 Mart 2009
20:22 |
ugurlab |
1 yorum
| etiket:
adem
,
dünya
,
hava
,
mutlu
,
çift Soru: Dünyanin en mutlu çifti kimdi?
Cevap: Adem ile Havva.
Soru: Neden Adem ile Havva
Cevap: Çünkü:
> > > 1- Adem'in de Havva'nin da kaynanasi olmadi.
> > > 2- Adem de Havva da aldatilmaktan korkmadi.
> > > 3-Havva hiçbir zaman kiyafeti ile Adem'i çileden
çikartmadi.
> > > 4- Adem:'Arkadaslarimla maç yapmaya gidiyorum.' diyemedi.
> > > 5- Havva kiz arkadaslarini eve toplayip aksama kadar
dedikodu yapamadi.
> > > 6- Adem hiçbir zaman poker partisine gidiyorum deyip,
gecenin bir köründe
eve sarhos gelemedi
> > > 7- Adem hiç uzun is görüsmeleri için yurtdisina gidemedi.
Gitse bile
gittigi yerde otel odasinda kalamadi.
> > > 8-Sevgililer Günü'nü unutmaktan dogan kavgalar çikmadi.
> > > 9- Randevulara gecikince trafigi bahane edemediler.
> > > 10- Yüksek gelen faturalar nedeniyle tartismadilar.
> > > 11- Özel günlerinde birbirlerinin sevmedikleri
arkadaslarini davet etme
gibi bir ihtimalleri olmadi.
> > > 12- Adem hiçbir zaman Havva'ya 'Sen bu dünyada gördügüm en
güzel kadinsin'
derken yalan söylemedi.
> > > 13- Hiçbir zaman röntgenleyen var mi? diye tedirginilige
düşmediler.
> > > 14- Onlar enflasyon canavariyla hiç tanismadilar.
Birikimlerini batirip,
alacak bankacilarla da hiç
karsilasmadilar.
> > > 15- Onlar mutluydular. Çünkü, ne sayima gerek vardi, ne de
sayilmaya.
> > > 16- Hiçbir zaman birbirlerinin yüzüne telefonu
kapatamadilar. Telefonda
kavga da etmediler.
> > > 17- Hiçbir zaman siyaset-politika konusunda dil, din, irk
tartismasina
girmediler
> > > 18- Hiçbir zaman Havva, 'Beni en son ne zaman sinemaya
götürdün, en son ne zaman
disarida yemek yedik demedi.
> > > 19- 'Senden baska gül koklarsam namerdim' lafi da gerçekti
ve Havva da
bunun dogru olduguna emindi
.